Gazinoların altın devrini yaşadığı yıllarda, Tepebaşı, Bebek Belediye, Çakıl, Tünel, Trianon gibi İstanbul’un ünlü gazinolarında,  Müzeyyen Senar’dan, Yıldırım Gürses’e, Behiye Aksoy’dan Sanat Güneşi Zeki Müren’e birçok ünlü ile karşılaşacağınız Handan’ı, zaman zaman buruk, zaman zaman tatlı bir tebessümle okuyacaksınız.

ll. Abdülhamid Döneminde, Yıldız Sarayında aldığı saray terbiyesi ile büyüyen Saide, daha beş yaşında küçücük bir çocukken, Sudan’dan kaçırılarak Osmanlı topraklarına getirilir. Bu, simsiyah tenli, ufak tefek küçük kız, büyüyüp evlilik çağına geldiğinde, sarayın aşçısıyla evlendirilerek Bolu’ya gönderilir.

Saide, kendisini terk edip Nişantaşı’na yerleşen kocasına rağmen, kızı Nazife’yi yalnız başına yetiştirerek evlendirir. Yaşanan sıkıntılar, Nazife’yle annesini bir süre sonra tekrar aynı çatı altında buluşturur. Çocukları için İstanbul’a para kazanmaya giden Nazife, orada Handan’ı kucağına alır.

Ama hayat, art arda yaşanan talihsizlikler, çetrefilli mücadeleler sonrasında yıldızı parlayacak olan Handan’ın hızlı yükselişine kadar, tüm acımasızlığı ile zorlu bir yokuş tırmandıracaktır ailenin kadınlarına…

Sanatçı Handan Kara’nın hayatını romana uyarlayan yazar, yüreğinize işleyen Türk filmi tadındaki aşk hikâyesiyle, Sudan’dan Türkiye’ye, geçmişten günümüze sizi duygusal bir yolculuğa çıkaracak…

Bu görsel boş bir alt niteliğe sahip; dosya adı google-play-book.png